PORTALIMIZIN HİZMET VERENLER BÖLÜMLERİNDE YER ALIN, PORTALIMIZ SAYESİNDE SİZE ULAŞMAK KOLAYLAŞSIN.

31 ARALIK 2011 TARİHİNE KADAR KATILIMLARIMIZ KAMPANYALIDIR.

ADRES YAYINI 4 SATIR (40 KELİME) 6 AY SÜREYLE YAYIN:150 TL+KDV

WEB SİTENİZ VARSA + LİNK VERİLMESİ 6 AY SÜREYLE:120 TL+ KDV

RESİMLİ REKLAM YAYINI 100 TL+KDV - 800 TL+ KDV ARASI (6 aylık)

SEKTÖR ANA GİRİŞLERİ VE PORTAL ANA GİRİŞ İÇİN (ÖZEL FİYAT)

İLETİŞİM:egebasindagitim@gmail.com

HIZLI ULAŞIM:0 533 029 11 41

Ana Sayfa Geri Dön

PORTALIMIZIN HİZMET VERENLER BÖLÜMLERİNDE YER ALIN, PORTALIMIZ SAYESİNDE SİZE ULAŞMAK KOLAYLAŞSIN.

31 ARALIK 2011 TARİHİNE KADAR KATILIMLARIMIZ KAMPANYALIDIR.

ADRES YAYINI 4 SATIR (40 KELİME) 6 AY SÜREYLE YAYIN:150 TL+KDV

WEB SİTENİZ VARSA + LİNK VERİLMESİ 6 AY SÜREYLE:120 TL+ KDV

RESİMLİ REKLAM YAYINI 100 TL+KDV - 800 TL+ KDV ARASI (6 aylık)

SEKTÖR ANA GİRİŞLERİ VE PORTAL ANA GİRİŞ İÇİN (ÖZEL FİYAT)

İLETİŞİM:egebasindagitim@gmail.com

HIZLI ULAŞIM:0 533 029 11 41

Ana Sayfa Geri Dön

YAŞAMAK ÜZERİNE....



İnsan, bence diye başladığı her söz için ortaya başka bir tez atmış oluyor.


Başkalarınınkine benzeyebilir veya bazı nüanslarda ayrılabilir.


Ve birçok kez ortaya atılan bu tezler, insanoğlunun elinde olmayan oluşumlarla ilgilidir.


Bu kişisellikle ilgilidir.


İnançlar, renkler, siyaset, çocuk eğitimi, evlilik, vs.vs.vs.


Ve yaşam, bunlar çok bilinmeyenli denklemler gibidir.


Bir ucu bizde olsa bile bir veya birkaç ucu veya etkeni bizde değildir.


Bizden önce ortaya konulmuş birtakım kurallara yorum katmaktan başka bir şey değildir, uygulamalarımız.


Biz doğduğumuzda bizden evvel doğmuş insanlar vardı ve o bizden önce doğmuş insanların, kendi imkanlarına göre


dizayn ettikleri bize hazırladıkları bir mekanda belirsiz bir zaman diliminde yaşadık.Onlarda onlardan önceki, ve hep öncekilerin...


Sonra başka, sonra daha başka, ..............yaşadık.


Ve bir ağlayıştan başlayarak, kendi hikayemizi, yazdık... Yaşayarak.


Peki neydi yazdığımız, neydi yaşam dediğimiz, ne anladık. Ne anladığımızı nasıl anladık?


Akreple yelkovan arasında geçen zamanda, bir servet aradık.


Saçımızı, ağarttık, vücudu yıprattık. Asıl servetin yaşamın kendisi olduğunu kaçımız anladık.


Çoğumuz, hatta hepimiz bir mirasyedi gibi bu serveti bitirdik.


O servette emeğimiz, alınterimiz yoktu, çalışıp, kazanmadık.  


Belki de onun için kıymetini bilemedik, oturup yazdık sadece yaşam nedir, kıymetini bilelim falan, falan, falan... diye.


Denizdeki balık denizi arar dururmuş, ta ki oltanın ucuna takılana kadar. Denizden çıkınca anlarmış denizde olduğunu.


Yaaa... Bizimkide ruh cesetten ayrılınca.


Yaşam bir oyundur bir yer de, rolün kendine olsada tek başına olmayan bir oyun.


Sahnesi hep aynı dekorları ve oyuncuları değişen.


Senaryo... Senaryosu yok tuluat yapacaksın.


Bir bilmece bu çözmeye çalışacaksın.


Güzellikleri arama, beğenmesende yaşamın kendisi, senin güzelin o, benim güzelim de benim yaşamım.


Diğer güzeller mi, değerlendirmene bağlı.


Mutluluk arama, yaşaman başlıbaşına mutluluk, yeter ki tatmasını bil. Hatta bir aşk ki keyfini sür.


Ve verilmiş bir sözdür, senin benim bilmediğim bir zamandan. Sözünü yerine getirmesini bil.


Bir sınavdır, bir görevdir başarılması gereken, tamamlanması gereken.


Bir şans bir fırsattır, kullanılması yararlanılması gereken, ve bir daha verilmeyecek olan...


Bazan bir hüzündür, bazan bir trajedi bazende bir komedi.


Kimi uzun, kimi başlamadan biten, kimi çok kısa süren.


Yaşam rakamla ifade edilirse 1 dir, arkasına sıfırları herkesin yaptıklarıyla kendisinin ekleyeceği, veya sileceği,


arkaya ekleyecek sıfır yoksa veya kalmamış sa, 1 in önüne ekliyeceksin, eksilerdesin dikkat et iflas edeceksin.


Bu işin matematiği yok, formülü yok.


Neyzen’in dediği gibi ya 3,5 atacaksın, ya da dört dörtlük yaşayacaksın.


Beden servetin, yıpranıp dökülürken ruhunu olgunlaştıracaksın.


Zaman ve enerjini en olumlu ve en önemli hedef doğrultusunda insani ilişkileri ihmal etmeden kullanacaksın.


Tek başına oynamayacaksın.


İstesende istemesende bir zincirin halkasısın ve bir zincir en kuvvetli değil en zayıf halkası kadar güçlü olduğuna göre,


o zayıf halka en azından sen olmayacaksın.


Sonuç:


Bir büyüğümüz demiş ki sustum zeki olana bu kadar yeter.


İlhan Çetintürk



YAŞAMAK ÜZERİNE....



İnsan, bence diye başladığı her söz için ortaya başka bir tez atmış oluyor.


Başkalarınınkine benzeyebilir veya bazı nüanslarda ayrılabilir.


Ve birçok kez ortaya atılan bu tezler, insanoğlunun elinde olmayan oluşumlarla ilgilidir.


Bu kişisellikle ilgilidir.


İnançlar, renkler, siyaset, çocuk eğitimi, evlilik, vs.vs.vs.


Ve yaşam, bunlar çok bilinmeyenli denklemler gibidir.


Bir ucu bizde olsa bile bir veya birkaç ucu veya etkeni bizde değildir.


Bizden önce ortaya konulmuş birtakım kurallara yorum katmaktan başka bir şey değildir, uygulamalarımız.


Biz doğduğumuzda bizden evvel doğmuş insanlar vardı ve o bizden önce doğmuş insanların, kendi imkanlarına göre


dizayn ettikleri bize hazırladıkları bir mekanda belirsiz bir zaman diliminde yaşadık.Onlarda onlardan önceki, ve hep öncekilerin...


Sonra başka, sonra daha başka, ..............yaşadık.


Ve bir ağlayıştan başlayarak, kendi hikayemizi, yazdık... Yaşayarak.


Peki neydi yazdığımız, neydi yaşam dediğimiz, ne anladık. Ne anladığımızı nasıl anladık?


Akreple yelkovan arasında geçen zamanda, bir servet aradık.


Saçımızı, ağarttık, vücudu yıprattık. Asıl servetin yaşamın kendisi olduğunu kaçımız anladık.


Çoğumuz, hatta hepimiz bir mirasyedi gibi bu serveti bitirdik.


O servette emeğimiz, alınterimiz yoktu, çalışıp, kazanmadık.  


Belki de onun için kıymetini bilemedik, oturup yazdık sadece yaşam nedir, kıymetini bilelim falan, falan, falan... diye.


Denizdeki balık denizi arar dururmuş, ta ki oltanın ucuna takılana kadar. Denizden çıkınca anlarmış denizde olduğunu.


Yaaa... Bizimkide ruh cesetten ayrılınca.


Yaşam bir oyundur bir yer de, rolün kendine olsada tek başına olmayan bir oyun.


Sahnesi hep aynı dekorları ve oyuncuları değişen.


Senaryo... Senaryosu yok tuluat yapacaksın.


Bir bilmece bu çözmeye çalışacaksın.


Güzellikleri arama, beğenmesende yaşamın kendisi, senin güzelin o, benim güzelim de benim yaşamım.


Diğer güzeller mi, değerlendirmene bağlı.


Mutluluk arama, yaşaman başlıbaşına mutluluk, yeter ki tatmasını bil. Hatta bir aşk ki keyfini sür.


Ve verilmiş bir sözdür, senin benim bilmediğim bir zamandan. Sözünü yerine getirmesini bil.


Bir sınavdır, bir görevdir başarılması gereken, tamamlanması gereken.


Bir şans bir fırsattır, kullanılması yararlanılması gereken, ve bir daha verilmeyecek olan...


Bazan bir hüzündür, bazan bir trajedi bazende bir komedi.


Kimi uzun, kimi başlamadan biten, kimi çok kısa süren.


Yaşam rakamla ifade edilirse 1 dir, arkasına sıfırları herkesin yaptıklarıyla kendisinin ekleyeceği, veya sileceği,


arkaya ekleyecek sıfır yoksa veya kalmamış sa, 1 in önüne ekliyeceksin, eksilerdesin dikkat et iflas edeceksin.


Bu işin matematiği yok, formülü yok.


Neyzen’in dediği gibi ya 3,5 atacaksın, ya da dört dörtlük yaşayacaksın.


Beden servetin, yıpranıp dökülürken ruhunu olgunlaştıracaksın.


Zaman ve enerjini en olumlu ve en önemli hedef doğrultusunda insani ilişkileri ihmal etmeden kullanacaksın.


Tek başına oynamayacaksın.


İstesende istemesende bir zincirin halkasısın ve bir zincir en kuvvetli değil en zayıf halkası kadar güçlü olduğuna göre,


o zayıf halka en azından sen olmayacaksın.


Sonuç:


Bir büyüğümüz demiş ki sustum zeki olana bu kadar yeter.


İlhan Çetintürk