DEMİRCİLİK,
-1. Demir eşya alıp sat-! ma ya da onarma işi.
-2. Demir işleme işi, demir işleme sanatı.
-Teknol. Kimi metalleri, ısıtıp çekiçleyerek işleme tekniği; eskiden yaygın olan bu yöntemle metal, bir fırında çok yüksek sıcaklığa değin ısıtılır ve bir örs üzerinde çekiçle dövülerek bıçak, kılıç, atnalı vb. gibi metal eşyalar yapılır.
-Sözcük dekoratif sanatlar alanına XIX. yüzyıl sonunda girmiştir. Bu tür etkinlikler eskiden çilingirlik adıyla anılırdı: ilk fırınların ve dökümevlerinin ortaya çıkışı insanlık tarihinde önemli bir dönüm noktası oluşturur. Kesinlikle bir Doğu sanatı olan demircilik hintavrupa istilaları sırasında yayıldı ve özellikle Keltler bu alanda çok başarılı oldular. XI. yy. öncesi demircilik sanatına ilişkin önemli örneklerin elde bulunmamasının nedeni oksitlenmedir, çünkü XI. ve XII. yüzyıldan kalma çalışmalar ancak bir geleneğin ürünü olabilecek çok sağlam bir tekniğe tanıklık ederler.
Ortaçağ demircisi, demiri dövme ve kaynak yapma olanağı veren bir eksantrik presi harekete geçirmekte değirmenin keşfinden yararlandı, işin geri kalan yanı da kızgın demirin işlenebilme özelliğinden yararlanılarak ocakta yapılıyordu. Demir bu özelliğiyle çekiçle dövülünce kendi kendine kaynıyor, çelik kalemle yarılıyor ve süsleniyordu. Fransa'da Nötre -Dame du Puy, Ourscamp, Conques kiliselerinin parmaklıkları, çifte kıvrımlı sarma ve devrik bağlarla birbirine tutturulmuş demir parçalarından yapılmıştır. Yine aynı dönemde kapı kanatlarını meydana getiren parçaların birbirine tutturulmasını sağlamak amacıyla aynı yöntemle işlenmiş kollu menteşeler kullanılmıştır.
XII. yy.'ın sonunda yeni bir yöntem bulundu: örsün üstüne tespit edilmiş küçük bir kalıba çekiç zoruyla kızıl dereceye kadar ısıtılmış bir demir sokmaya dayanan çakma yöntemi. Bu yöntemle yapılan demir işleri büyük bir incelik kazandı ve bazı zanaatçılar, üstüne bu yöntemle süsleme yapılmış ince dallan birbirine eklemekte ustalaştılar. Paris'te NotreDame kilisesi'nin kollu menteşeleri XIII. yy.'da bu zanaatın en başarılı örneğini ortaya koydu.
XIV. yy.'da yeni teknik gelişmeler bu zanaatın bir ölçüde gerilemesine yol açtı. Süslemeler için çelik kalemle kesilmiş demir levhalar kullanılmaya başlandı. Yüzyılın sonuna doğru buna eğe işleri de eklendi. Parçaları tutturmada da perçin çivilerinden yararlanıldı.
XV. yy.'daysa büyük bir başarı ve gelişme sağlayacak olan yeni bir yöntemin bulunması, süslemede geleneksel demircilik çalışmalarının payını daha da azalttı ve demir iskeletin üstüne perçinlenen, çekiçle soğuk olarak işlenmiş sac levhalar kullanıldı. Bu süsleme biçimi özellikle Avusturya, italya ve ispanya'da gelişti ve külçe demiri işleyerek biçimlendirmeye dayanan bir teknikle birleşerek başarılı ürünler (korkuluklar, tırabzan parmaklıkları) ortaya koydu.
Fransa'da XVII. yy.'da ekleme sac üslubunun aşın bir biçimde kullanıldığı Maisons şatosu'nun parmaklıkları genellikle daha yalın bir üslubu olan demircilik sanatında eşine pek rastlanmayan bir örnektir. Artık yapıtı yaratan, demir işçiliğine ve malzemeye özgü olanaklar değil, mimari ve dekoratif kaygılardır; demirleri zıvana ve zıvana diliyle birleştirmeye dayanan yeni teknik bu özelliğin daha sonraki yüzyılda da sürdürülmesini kolaylaştırdı. Bunun üzerine de dövme demirden yapılmış işler çok tutulmaya başlandı. Bu ilgi, dövme demirin çekiçle işlenmiş sac levhalarla birlikte kullanılması sonucunu doğurarak kıvrık dal biçimindeki süslemelere değer kazandırdığı gibi, daha sonraları da demir eşyayı çakıllar ve deniz kabuklarıyla süslemeye dayanan yeni bir anlayış yarattı. Demircilik alanındaki çalışmalar arasında fransız göçmeni Tijou' nun İngiltere'de 1689 ile 1710 arasında gerçekleştirdiği yapıtlar, Rouen'daki St -Ouen kilisesi'nin Poitesin ve Flambard tarafından yapılan (1738-1749) koro yeri parmaklıkları sayılabilir. Ama bu dönemin en önemli çalışması Jean Lamour'un 1750 ile 1758 arasında Nancy'nin Stanislas alanı için yaptığı anıt değeri taşıyan parmaklıklardır.
Demircilikte eskiye dönüş anlayışının geçerli olmaya başladığı sıralardaysa (XVIII. yy. sonu), üstüne tunçtan motifler işlenmiş yumuşak ve perdahlanmış çelik, demirin esnekliğine üstün tutuldu. Bu dönemde Fransa'da birçok başyapıt ortaya çıktı: PetitTrianon'un, Compiegne şatosu' nun,Paris Askeri okulu'nun tırabzanları, gene aynı okulun demir parmaklıkları (Fayet, 1773), Adliye sarayı'nın demir parmaklıkları (Bigonnet, 1785). Ama İmparatorluk döneminde geçerliğini yitiren bu malzeme de, yerini çok daha ucuz olan dökme demirden yapılmış süslemelere bıraktı.
XIX. yy. ortalarında Violletle-Duc restorasyon çalışmaları sırasında çilingirlik işlerine gereksinim duyunca, demirci Boulanger unutulmuş bir mesleği yeniden canlandırdı; NotreDame kilisesi'nin kollu menteşelerini onardıktan sonra 1860-1878 arasında da anakapının menteşelerini yaptı.
XIII. yy.'ın kesin kurallara bağlı sanatından özellikle Ortaçağ sanatını ve klasik sanatı taklit etmek için yeniden yararlanıldı. XX. yy. başında Emile Robert bu ustalığını birçok yapıda gösterdi ve yapıtlarını özellikle eşsiz bitki motifleriyle süsledi; çiçek yaprak ve taçyapraklarını çekiçle biçimlendirdikten sonra bunları birbirine perçinler. İspanya'da Gaudı'nin,İtalya'da da Alessandro Mazzucotelli (1865-1938) ve öğrencilerinin özgün çalışmaları bu alandaki önemli yapıtlardır.
1925 Paris Uluslararası sergisi Brantd' in, Desvallieres'in, R. Subes'ün başarılı çalışmalarıyla demirciliğin gelişmesini ortaya koydu. Demircilik XVIII. yy.'da olduğu gibi bu dönemde de yeni dekoratif üslubun tanımlanmasına katkıda bulundu ve bu üslubun süsleme amaçlı kıvrımlarını dile getirdi. 1930'dan başlayarak, işlenen maddenin olanaklarıyla sınırlanmış ve ortaya konan yapıtta demir işçiliğinin ustalığını görmeyi sağlayan daha basit, daha geometrik demir işleri yapılmaya başlandı. Demirciler, yeni teknikler arasında, çalışmalarının niteliğine zarar vermeyecek olan oksijen ya da elektrik kaynağı, Ortaçağ'ın ağır çekicinin yerini alan makineli çekiç, delgi makinesi, çeşitli delici ve kesici makineler gibi yeniliklerden yararlanmaktan kaçınmadılar.
Günümüzde 10 m yüksekliğindeki anıtsal kapılardan küçük süs eşyalarına ve mobilyalara kadar çeşitli demir eşyalar yapılmaktadır. Alman Fritz Kühn (1910 -1968) gibi bir usta, malzemenin direncini hiçe sayar gibidir: Kühn, ele aldığı gereçten, J. Gonzâles gibi, XX. yy.'da, demiri işlemeye yönelen heykelcilerinkine benzer sonuçlar elde etmektedir.
-Teknol. Suvererek çelişleştirme işlemi, ancak yüksek sıcaklıkta erimiş demire uygulanabilir. Dolayısıyla bu tür çelikler teknik açıdan ilerlemiş ve yarı sanayileşme aşamasına ulaşmış ülkelerde elde edilebilir. Ama iyi nitelikte demirler suverme işlemine başvurmaksızın üretilebilir; bu üretimde özel bir demircilik sözkonusudur ve metal parçasını çekmeye, sıcak dövmeye, birçok kez katlamaya dayanan ve sıcak şekillendirme denilen özel bir demirhane tekniğine başvurulur.
Kaynak:Temel Britannıca
MESLEKLER TARİHİ MENÜSÜNE DÖN
DEMİRCİLİK,
-1. Demir eşya alıp sat-! ma ya da onarma işi.
-2. Demir işleme işi, demir işleme sanatı.
-Teknol. Kimi metalleri, ısıtıp çekiçleyerek işleme tekniği; eskiden yaygın olan bu yöntemle metal, bir fırında çok yüksek sıcaklığa değin ısıtılır ve bir örs üzerinde çekiçle dövülerek bıçak, kılıç, atnalı vb. gibi metal eşyalar yapılır.
-Sözcük dekoratif sanatlar alanına XIX. yüzyıl sonunda girmiştir. Bu tür etkinlikler eskiden çilingirlik adıyla anılırdı: ilk fırınların ve dökümevlerinin ortaya çıkışı insanlık tarihinde önemli bir dönüm noktası oluşturur. Kesinlikle bir Doğu sanatı olan demircilik hintavrupa istilaları sırasında yayıldı ve özellikle Keltler bu alanda çok başarılı oldular. XI. yy. öncesi demircilik sanatına ilişkin önemli örneklerin elde bulunmamasının nedeni oksitlenmedir, çünkü XI. ve XII. yüzyıldan kalma çalışmalar ancak bir geleneğin ürünü olabilecek çok sağlam bir tekniğe tanıklık ederler.
Ortaçağ demircisi, demiri dövme ve kaynak yapma olanağı veren bir eksantrik presi harekete geçirmekte değirmenin keşfinden yararlandı, işin geri kalan yanı da kızgın demirin işlenebilme özelliğinden yararlanılarak ocakta yapılıyordu. Demir bu özelliğiyle çekiçle dövülünce kendi kendine kaynıyor, çelik kalemle yarılıyor ve süsleniyordu. Fransa'da Nötre -Dame du Puy, Ourscamp, Conques kiliselerinin parmaklıkları, çifte kıvrımlı sarma ve devrik bağlarla birbirine tutturulmuş demir parçalarından yapılmıştır. Yine aynı dönemde kapı kanatlarını meydana getiren parçaların birbirine tutturulmasını sağlamak amacıyla aynı yöntemle işlenmiş kollu menteşeler kullanılmıştır.
XII. yy.'ın sonunda yeni bir yöntem bulundu: örsün üstüne tespit edilmiş küçük bir kalıba çekiç zoruyla kızıl dereceye kadar ısıtılmış bir demir sokmaya dayanan çakma yöntemi. Bu yöntemle yapılan demir işleri büyük bir incelik kazandı ve bazı zanaatçılar, üstüne bu yöntemle süsleme yapılmış ince dallan birbirine eklemekte ustalaştılar. Paris'te NotreDame kilisesi'nin kollu menteşeleri XIII. yy.'da bu zanaatın en başarılı örneğini ortaya koydu.
XIV. yy.'da yeni teknik gelişmeler bu zanaatın bir ölçüde gerilemesine yol açtı. Süslemeler için çelik kalemle kesilmiş demir levhalar kullanılmaya başlandı. Yüzyılın sonuna doğru buna eğe işleri de eklendi. Parçaları tutturmada da perçin çivilerinden yararlanıldı.
XV. yy.'daysa büyük bir başarı ve gelişme sağlayacak olan yeni bir yöntemin bulunması, süslemede geleneksel demircilik çalışmalarının payını daha da azalttı ve demir iskeletin üstüne perçinlenen, çekiçle soğuk olarak işlenmiş sac levhalar kullanıldı. Bu süsleme biçimi özellikle Avusturya, italya ve ispanya'da gelişti ve külçe demiri işleyerek biçimlendirmeye dayanan bir teknikle birleşerek başarılı ürünler (korkuluklar, tırabzan parmaklıkları) ortaya koydu.
Fransa'da XVII. yy.'da ekleme sac üslubunun aşın bir biçimde kullanıldığı Maisons şatosu'nun parmaklıkları genellikle daha yalın bir üslubu olan demircilik sanatında eşine pek rastlanmayan bir örnektir. Artık yapıtı yaratan, demir işçiliğine ve malzemeye özgü olanaklar değil, mimari ve dekoratif kaygılardır; demirleri zıvana ve zıvana diliyle birleştirmeye dayanan yeni teknik bu özelliğin daha sonraki yüzyılda da sürdürülmesini kolaylaştırdı. Bunun üzerine de dövme demirden yapılmış işler çok tutulmaya başlandı. Bu ilgi, dövme demirin çekiçle işlenmiş sac levhalarla birlikte kullanılması sonucunu doğurarak kıvrık dal biçimindeki süslemelere değer kazandırdığı gibi, daha sonraları da demir eşyayı çakıllar ve deniz kabuklarıyla süslemeye dayanan yeni bir anlayış yarattı. Demircilik alanındaki çalışmalar arasında fransız göçmeni Tijou' nun İngiltere'de 1689 ile 1710 arasında gerçekleştirdiği yapıtlar, Rouen'daki St -Ouen kilisesi'nin Poitesin ve Flambard tarafından yapılan (1738-1749) koro yeri parmaklıkları sayılabilir. Ama bu dönemin en önemli çalışması Jean Lamour'un 1750 ile 1758 arasında Nancy'nin Stanislas alanı için yaptığı anıt değeri taşıyan parmaklıklardır.
Demircilikte eskiye dönüş anlayışının geçerli olmaya başladığı sıralardaysa (XVIII. yy. sonu), üstüne tunçtan motifler işlenmiş yumuşak ve perdahlanmış çelik, demirin esnekliğine üstün tutuldu. Bu dönemde Fransa'da birçok başyapıt ortaya çıktı: PetitTrianon'un, Compiegne şatosu' nun,Paris Askeri okulu'nun tırabzanları, gene aynı okulun demir parmaklıkları (Fayet, 1773), Adliye sarayı'nın demir parmaklıkları (Bigonnet, 1785). Ama İmparatorluk döneminde geçerliğini yitiren bu malzeme de, yerini çok daha ucuz olan dökme demirden yapılmış süslemelere bıraktı.
XIX. yy. ortalarında Violletle-Duc restorasyon çalışmaları sırasında çilingirlik işlerine gereksinim duyunca, demirci Boulanger unutulmuş bir mesleği yeniden canlandırdı; NotreDame kilisesi'nin kollu menteşelerini onardıktan sonra 1860-1878 arasında da anakapının menteşelerini yaptı.
XIII. yy.'ın kesin kurallara bağlı sanatından özellikle Ortaçağ sanatını ve klasik sanatı taklit etmek için yeniden yararlanıldı. XX. yy. başında Emile Robert bu ustalığını birçok yapıda gösterdi ve yapıtlarını özellikle eşsiz bitki motifleriyle süsledi; çiçek yaprak ve taçyapraklarını çekiçle biçimlendirdikten sonra bunları birbirine perçinler. İspanya'da Gaudı'nin,İtalya'da da Alessandro Mazzucotelli (1865-1938) ve öğrencilerinin özgün çalışmaları bu alandaki önemli yapıtlardır.
1925 Paris Uluslararası sergisi Brantd' in, Desvallieres'in, R. Subes'ün başarılı çalışmalarıyla demirciliğin gelişmesini ortaya koydu. Demircilik XVIII. yy.'da olduğu gibi bu dönemde de yeni dekoratif üslubun tanımlanmasına katkıda bulundu ve bu üslubun süsleme amaçlı kıvrımlarını dile getirdi. 1930'dan başlayarak, işlenen maddenin olanaklarıyla sınırlanmış ve ortaya konan yapıtta demir işçiliğinin ustalığını görmeyi sağlayan daha basit, daha geometrik demir işleri yapılmaya başlandı. Demirciler, yeni teknikler arasında, çalışmalarının niteliğine zarar vermeyecek olan oksijen ya da elektrik kaynağı, Ortaçağ'ın ağır çekicinin yerini alan makineli çekiç, delgi makinesi, çeşitli delici ve kesici makineler gibi yeniliklerden yararlanmaktan kaçınmadılar.
Günümüzde 10 m yüksekliğindeki anıtsal kapılardan küçük süs eşyalarına ve mobilyalara kadar çeşitli demir eşyalar yapılmaktadır. Alman Fritz Kühn (1910 -1968) gibi bir usta, malzemenin direncini hiçe sayar gibidir: Kühn, ele aldığı gereçten, J. Gonzâles gibi, XX. yy.'da, demiri işlemeye yönelen heykelcilerinkine benzer sonuçlar elde etmektedir.
-Teknol. Suvererek çelişleştirme işlemi, ancak yüksek sıcaklıkta erimiş demire uygulanabilir. Dolayısıyla bu tür çelikler teknik açıdan ilerlemiş ve yarı sanayileşme aşamasına ulaşmış ülkelerde elde edilebilir. Ama iyi nitelikte demirler suverme işlemine başvurmaksızın üretilebilir; bu üretimde özel bir demircilik sözkonusudur ve metal parçasını çekmeye, sıcak dövmeye, birçok kez katlamaya dayanan ve sıcak şekillendirme denilen özel bir demirhane tekniğine başvurulur.
Kaynak:Temel Britannıca
MESLEKLER TARİHİ MENÜSÜNE DÖN